jump to navigation

Beyindeki tümör ameliyatsız yok edildi Ağustos 30, 2008

Posted by osmandemirci in Bilim.
Tags: ,
add a comment
Fransız doktorları, beyin tümörlerini kafatasını açmadan lazerle yok etmeyi başardı.
PARİS – Nöroşirürji alanında ilk kez Paris’te yapılan ameliyata katılan ekibin başkanı Dr. Alexandre Carpentier, “Lazer teknolojisi kafatası açılmadan kafatasının altındaki tümörlerin ortadan kaldırılması amacıyla ilk kez kullanıldı” dedi.
Hastalara lokal anestezi uygulandı ve ameliyat, kafatasında açılan 3 milimetrelik delikten sokulan lazerli fiber optik kablo kullanılarak yapıldı.

Söz konusu ameliyatın, kemoterapi ve radyoterapi uygulanan, ancak kanser beyne sıçradığı için genel anestezi altında ameliyat olamayacak hale gelen, ortalama üç ay ömür biçilen 8 hastada denendiği ve sonuçların “ümitvar” olduğu belirtildi.

Tümörün yeri belirlendikten sonra içeri fiber kablo sokuluyor ve lazer çalıştırılıyor. 1-2 dakika çalıştırılarak metastaz hücreleri ısıtılıyor ve tümör “nekroze” oluyor, yani ölüyor. 90 dereceyi geçmemek için sıcaklık üç saniyede bir kontrol ediliyor. Sıcaklık haritaları, ölen dokuların görülmesini sağlıyor.

Hastalar ameliyat sırasında hiçbir şey hissetmiyor ve ameliyattan 14 saat sonra taburcu olabiliyor.

Beyin gücüyle çalışan oyunlar yolda Ağustos 17, 2008

Posted by osmandemirci in Bilgisayar.
Tags: ,
add a comment

LONDRA – Bilgisayar oyunlarını daha da gerçek kılmaya aday olan ürünse özel bir başlık. ABD-Avustralya ortak şirketi Emotiv’in ürünü olan bu başlık, beyindeki elektriksel faaliyetleri yakalayıp kablosuz bağlantı yoluyla bilgisayara gönderiyor. Böylece oyunu oynayan kişi, sanal ortamda kontrol ya da kumanda çubuğu olmaksızın doğal ve sezgisel olarak hareket edebiliyor.

İnsan beyni yaklaşık 100 milyar sinir hücresi ya da nörondan oluşuyor; bunlar sinirsel uyarıları elektrik yoluyla ya da kimyasal olarak iletiyor.

Başlık, sinirsel faaliyetleri okumak için elektroensefalografi ya da EEG adı verilen bir yöntem kullanıyor.

Halk arasında beyin elektrosu çekme diye de adlandırılan ve yaklaşık 100 yıldır kullanılan bu yöntemle beynin bir çok çalışma bozukluğu tespit edilebiliyor.

Biyolojik beyinli robot Ağustos 14, 2008

Posted by osmandemirci in Bilim.
Tags: , ,
add a comment
Fareden alınan sinir hücrelerinden meydana getirilen beyne sahip robot yapıldı.
İngiltere’deki Reading Üniversitesi’ndan Kevin Warwick başkanlığındaki ekip, “Gordon” adı verilen robotun beyninin fareden alınan sinir hücrelerinden meydana getirildiğini, önce solüsyona koyulan sinir hücrelerinin, daha sonra 60 kadar elektrottan oluşan bir “düzeneğe” yerleştirildiğini belirtti.
24 saat sonra bağlantıların meydana geldiğini ve normal beyin gibi bir “ağın” oluştuğunu belirten araştırmacılar, bunun sonucunda beynin robotu denetleyebildiğini söylediler.

Amaçlarının “bilgisayar beynine” göre biyolojik beyinde anıların nasıl arşivlendiğini anlamak olduğunu belirten ekibin başındaki Warwick, tekrarlatarak robota bazı şeylerin öğretilebildiğini, şimdi amaçlarının robota bazı davranışları öğretmek olduğunu ifade etti.

Beynin Sırrını Çözen Türk::: Onur Güntürkün Mart 15, 2008

Posted by osmandemirci in Bilim.
Tags: ,
add a comment

 

Onur Güntürkün´e bilim çevreleri Türk Hawking diyor. O da Hawking gibi tekerlekli sandalyeye mahkum ve o da bir dahi… Prof. Güntürkün, beynin iki yarısının farklı çalıştığını kanıtlayıp, Almanya´nın en büyük tıp ödülünü kazandı. Onur Güntürkün, 4 yaşında çocuk felci geçirip tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Yılmadı. Türkiye´de liseyi bitirip Almanya´ya gitti, beyin alanında uzmanlaştı. 35 yaşında profesör, 4 yıl sonra ordinaryüs profesör oldu. Şimdi 44 yaşında ve RUB Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dekanı. Prof. Güntürkün beyinle ilgili birçok buluşa imzasını attı. En önemlisi, beynin iki yarısının farklı çalıştığını kanıtlaması. Bu buluşu 1 milyon marklık Krupp Bilim Ödülü´nü kazandırdı, Nobel adayları arasına soktu.

Nobel’e Aday Gösteriliyor

Beyin ve sinir sistemi üzerine önemli çalışmalara adını yazdıran Onur Güntürkün, 35 yaşında profesör, 39 yaşında da ordinaryüs profesör oldu. Şu anda 44 yaşında ve Almanya´da RUB Üniversitesi Psikoloji bölümü dekanı. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi´nden “Fahri Doktora” unvanı alan dünyaca ünlü bilim adamımız Prof. Dr. Onur Güntürkün´ün adı, Nobel almaya aday isimler arasında anılıyor…

Prof. Güntürkün´ün yaşamı, aslında gerçek bir azim ve kararlılık öyküsü adeta. Hayatını ise şöyle özetliyor Prof. Güntürkün:

“Kendimi bildim bileli merak ettiğim tek konu insan beyninin nasıl çalıştığı oldu. Bu konuda ne kadar kitap varsa hepsini okudum. Hatta annem bana mikroskop alsın diye aylarca bulaşık yıkadım. Aldığım mikroskobumla bütün bitki ve böcekleri inceledim. En büyük desteği de doktor olan babamdan aldım. Hastaneden mikroskop camına sürülmüş kan örnekleri getiriyordu. Onları inceliyor, rapor tutuyordum. Artık kararımı vermiştim. Ya tıp okuyacaktım, ya da psikoloji. Aslında zaman zaman kendime soruyorum. ´Benim bilime olan merakımı hastalığım mı körükledi?´ diye. Ama bunu yine yapardım… Liseyi Türkiye´de okuduktan sonra, Almanya´ya tekrar gittim. Ama bu kez üniversite için. Bochum Psikoloji Fakültesi´ne girdim. Aslında biraz hayal kırıklığı oldu. Psikolojinin beyin araştırmasına yatkın bir bilim olmadığını okulda öğrendim. Ama daha sonra doktoramı anatomi üzerinde yaptım.”

Yeni Buluşlar Yolda
Gece gündüz demeden bilim yolunda hızla ilerleyen ve çalışmalarıyla önemli ödüller alan Prof. Dr. Onur Güntürkün, beynin iki yarımküresinin fark şekilde çalıştığını buldu. Buna tıp literatüründe, ´lateralizasyon´ deniyor. Güntürkün çalışma arkadaşları ise güvercinler. Zira üniversitesinde yetiştirdiği güvercinlerle yaptığı deneylerle, otistik ve parkinson gibi nörolojik hastalıkların tedavisinde önemli gelişmeler kaydediyor. Beynin sırrını çözen Prof. Güntürkün, bu çalışmalarıyla Bochum Üniversitesi Üstün araştırmalar Ödülü, Alman Araştırma Fonu Bursu ve Gerhard Hess Bilim Ödülü´nü kazandı. 1995 yılında da Almanya´nın en büyük bilim ödülü olan ve yaklaşık 1 milyon mark değerindeki Krupp Bilim Ödülü´nün sahibi oldu. Prof. Güntürkün şimdi 11 asistanıyla birlikte bilgisayar ortamında yapay beyinler yaratarak, çalışmalarını sürdürüyor.

Unutkanlık Tarih Olacak

Prof. Onur Güntürkün, araştırmasını şöyle anlatıyor: “Şu anda beynin ön kısmının kısa vadeli bellek mekanizmalarını nasıl gerçekleştirdiğini araştırıyorum. Önemli bir kısmını keşfettik. Uygulamaya geçmesi uzun vadede olacak. Örneğin bir telefon numarasına bakar, numarayı görür ve çevirirsiniz. Numara düştüğü an da unutursunuz. Bu arada gözlerinizi rehberden ayırıp telefona baktığınızda ise o numara kısa bir süre için beyinde kalır. İşte bu araştırma, bu mekanizmanın nasıl olduğuna yönelik. Araştırmalarda şimdiye dek elde ettiğimiz sonuç şu: Korteksteki hücrelerin küçük bir kısmı, algılanan bir uyarı hala devam ediyormuş gibi davranır.
Yani uyarıyı gözünüzün önünden aldığınızda hala varmış gibi reaksiyon göstermeye devam ediyor beyin. Başka bir uyarının gelmesiyle bu hücrelerin reaksiyonu sona eriyor. Bunun olmaması için ikinci bir unsura ihtiyacımız var. Bu da ´dopamin´ denen kimyasal bir madde. Bu hücrelerin bulunduğu merkeze dopaminin aynı anda salgılanmasıyla, hücrelerin tepkisi korunuyor. Sonraki uyarılar bu ilk uyarının yol açtığı reaksiyonu bitirmiyor. Bu araştırmamız, uzun vadede unutkanlığı en aza indirecek. Yaşlandığımızda dopamin sistemi sayısal olarak azalıyor. Bazı bunama türleri için tedavi çeşitleri geliştirilebilir.”